Almanya’da Türk toplumunu derinden etkileyen ırkçılık, devlet kurumlarının içinde de yaygın şekilde sürüyor. İçişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen “Kurumlar ve Irkçılık” araştırmasının sonuçları ise kamuoyuyla paylaşılmayınca tepki çekti. Almanya Türk Toplumu Derneği Eş Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu, sonuçların paylaşılmamasını eleştirerek, devletin kurumlardaki ırkçılıkla yüzleşmekten çekindiğini belirtti.
Almanya’daki Türk toplumu, yıllardır maruz kaldığı ayrımcılığın yalnızca sokakta değil, devlet kurumlarının içinde de var olduğunu bir kez daha ortaya koyan bir raporu gündeme taşıdı. Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen araştırma sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmaması toplumda tepkilere yol açtı.
Almanya İçişleri Bakanlığı’nın talebiyle Toplumsal Uyum Araştırma Enstitüsü (FGZ), “Kurumlar ve Irkçılık” başlıklı rapor hazırladı. Raporun hazırlanması için yapılan araştırma kapsamında, 3 yıl boyunca çeşitli devlet kurumlarındaki yaklaşık 13 bin kişiyle görüşüldü. Devlet kurumlarında ırkçılık ve ayrımcılığın farklı düzeylerde ve biçimlerde tespit edildiği belirtilen raporda, Almanya’daki kamu kurumlarında ırkçılığın “yapısal bir risk” olduğu vurgulandı.
İçişleri Bakanlığı’nın, 6 milyon avro finansman sağladığı araştırmanın sonuçlarına ilişkin basın toplantısı düzenlememesi ve üzerinde tartışma yapılmaması eleştirildi. Uzmanlar, Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in kurumlarda var olan yapısal ırkçılıkla ciddi şekilde ilgilenmek istemediği ve Bakanlığın raporu “iyi bir şekilde saklanarak” duyurulduğu eleştirisinde bulundu.
Almanya Türk Toplumu (TGD) Derneği Eş Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu, raporun sonuçlarını ve raporun Bakanlık tarafından duyurulma şekline ilişkin eleştirileri değerlendirdi. Sofuoğlu, raporun sonuçlarının kendilerini çok fazla şaşırtmadığını belirtti. Raporun, kendilerinin de uzun zamandan bu yana ifade ettikleri “kurumsal ırkçılık” kavramının Almanya’nın bir gerçeği olduğunu ortaya çıkardığını aktaran Sofuoğlu “Almanya’da kurumsal bir ırkçılık var. Bu okullarda var, polis içerisinde var. Sadece sokaktaki ırkçılıktan söz etmiyoruz. İnsanlar hizmet almak için gittikleri her yerde dışlanıyorlar, her yerde mutlaka saygısız davranışlarla karşı karşıya geliyorlar” şeklinde konuştu. Sofuoğlu, araştırmanın kurumsal ırkçılığın yerleşik hale geldiğini de gösterdiğini dile getirdi.
Sofuoğlu, Almanya’nın devlet olarak uzun zamandan beri kendi içerisindeki ırkçılıkla yüzleşme konusunda “çok çekimser” olduğunu, bunun 2000-2007 yıllarında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren terör örgütü NSU cinayetlerinde görüldüğüne işaret etti. NSU cinayetleriyle ilgili de şimdiye kadar ülke içinde bir yüzleşme yapılmadığını vurgulayan Sofuoğlu, şöyle konuştu: “Diğer taraftan Almanya’da işlenen birçok ırkçı cinayetlerde polisin parmağı, devlet kurumlarının parmağıyla ilgili bir yüzleşme olmadı. Kendi kurumlarında olan ırkçılığa karşı sürekli bir ret halinde. Almanya’da toplumsal barışın sağlanması için bunun değişmesi gerekiyor. Almanya’nın kendi kurumlarındaki ırkçılıkla yüzleşmesi gerekiyor.”