Teknoloji mesafeleri kısaltırken, aynı masada oturanları birbirine fersah fersah uzaklaştırıyor. Phubbing’den Mavi Tık Anksiyetesi’ne kadar, akıllı telefon hayatımıza iletişimi öldüren yeni kavramlar soktu. Birbirimizin yüzüne bakmak yerine ekran kaydırdığımız bu çağda, “bağlantıda kalma” illüzyonu insanlarla olan diyaloglarımızı koparıyor. İşte bizi sevdiklerimizden ayıran o görünmez dijital duvarların anatomisi.
İnsanlık tarihinin en “bağlantılı” dönemini yaşıyoruz. Mesafeler kısaldı, saniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla göz göze gelebiliyoruz. Ancak garip bir ters orantı işliyor: Ekranlarımız parladıkça, göz kontaklarımız sönüyor. Aynı masada oturan, aynı havayı soluyan insanların birbirine en uzak olduğu bir ‘sessizlik çağı’ndayız. Akıllı telefonlar, dünyayı avucumuza sığdırırken; yanımızdaki insanın kalbine giden yolu labirente çeviriyor.
Artık konuşmuyoruz, ‘iletişiyoruz’; dinlemiyoruz, aynı zamanda ‘maruz kalıyoruz’. İletişimin bu yeni ve kopuk hali, kendi kavramlarını da beraberinde getirdi. Teknoloji yazarlarına göre, önümüzdeki yıllarda bu kavramlara yenileri eklenerek çoğalacak. Cebinizdeki cihazın sizi sevdiklerinizden nasıl birer “dijital adaya” dönüştürdüğünü anlamak için modern zamanların bu yeni lügatına göz atmaya ne dersiniz? İşte cebimizde taşıdığımız o küçük ekranların hayatımıza kattığı yeni “iletişimsizlik” terimleri:
***
Eğer bu yazıyı bir arkadaşınızla otururken telefonunuzdan okuyorsanız, şu an bir “Phubbing” vakasının başrolündesiniz demektir. Lütfen cihazı yavaşça masaya bırakın ve karşınızdaki kişinin gözlerine bakın.