Kalıcı görme kaybının önde gelen sebeplerinden biri olan katarakt, yaşlı hastalığı olarak bilinse de işin aslı öyle değil. Özellikle ailesinde katarakt olan gençlerde hastalığın görülme riski yüksek. Hastalığın 30-40 yaşındaki kişilerde sıkça görüldüğünü belirten Dünyagöz Tunus Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kadriye Ufuk Elgin, ilaç ve gözlüğün kataraktı tedavi etmediğini söyledi.
Işığa karşı hassasiyet, bulanık görme ve renklerde solgunlaşma gibi belirtiler katarakt habercisi. 50 yaş sonrası görmeye alışık olduğumuz bu durum son dönemlerde gençlerde de sıkça görülüyor. Dünyagöz Tunus Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kadriye Ufuk Elgin’e göre, kataraktın erken yaşlarda ortaya çıkmasındaki en büyük risk faktörü aile öyküsü. Eğer birinci derece akrabalarınızda katarakt görülmüşse risk artıyor.
Göz içindeki doğal merceğin şeffaflığını kaybederek matlaşmasıyla oluşan kataraktın görme kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü ifade eden Prof. Elgin, “Genetik mirasın yanı sıra kontrol altına alınamayan diyabet, yüksek tansiyon, obezite ve göz içi basıncı gibi modern çağın kronik sorunları da süreci hızlandırarak mercek yapısını erkenden bozabiliyor” diye konuştu. Elgin ayrıca, korumasız şekilde maruz kalınan ultraviyole (UV) ışınları ve sigara kullanımı da genç yaştaki kataraktın “gizli suçluları” arasında olduğunu söyledi.
Kataraktın ilaçla veya gözlükle tedavisinin mümkün olmadığını hatırlatan Prof. Elgin, tek çözümün cerrahi müdahale olduğunu belirtiyor ve fakoemülsifikasyon operasyonuna dair şu ifadeleri kullandı: “Bu ameliyat genellikle damla anestezisi ile yapılır. Gerekli durumlarda sedasyon veya genel anestezi uygulanabilir. Hasta, ameliyattan sonra aynı gün taburcu edilebilir ve ertesi gün sosyal yaşantısına dönebilir. Kataraktın tedavisinde uzun yıllardır bu yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemde ses dalgaları (Ultrasound) ile kataraktlı lens göz içinde parçalanıp dışarı alınır ve yerine yeni bir mercek yerleştirilir.”