İsrail, Gazze’nin yanı sıra bölge ülkelerine iki yıldır sürdürdüğü vahşi saldırılar yüzünden ekonomik çöküşün eşiğinde. Askere çağrılan yedek subaylar, iş gücünü azaltırken savaş şartları ve yüksek borçlanma işletmeleri iflas ettiriyor. Birçok sektörde faaliyetler durma aşamasına geldi. Binlerce Yahudi yerleşimci, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
Gazze’ye 7 Ekim 2023’ten bu yana yoğun saldırılarını sürdüren işgalci İsrail, savaş harcamalarına ayırdığı kaynaklar nedeniyle derin bir ekonomik kriz ve ciddi bir iç karışıklıkla karşı karşıya kaldı. İşgal altındaki topraklarda yaklaşık 50 bin işletme iflas ederken, pek çok sektörde faaliyetler durma noktasına geldi. Gazze ve Lübnan cephelerinde savaşmak üzere 300 bin yedek askerin orduya çağrılması, başta inşaat, sanayi ve hizmet sektörü olmak üzere birçok alanda iş gücü kaybına yol açtı. Bunun yanı sıra, dünya genelinde işgal politikalarına yönelik tepkilerin artması, İsrail’in uluslararası yatırımcılarla olan ilişkilerini de zedeledi. Daha önce İsrail’e yatırım yapan bazı şirketler yatırımlarını tamamen durdururken, bazı firmalar ise uluslararası kamuoyundan gelecek tepkilerden çekindikleri için yatırım görüşmelerini gizli yürütmeyi tercih ediyor. Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin İsrail ile gerçekleştirdikleri çevrim içi görüşmelerin kayıt altına alınmaması ve görüşme sonrasında silinmesi şartını öne sürdükleri ifade ediliyor.
İsrail’de derinleşen ekonomik ve toplumsal krizi Yeni Şafak’a değerlendiren Filistinli ekonomist Abdurrahman Migdad, yaşanan ekonomik krizin demografik krizi de derinleştirdiğini söyledi.
Migdad, Yahudilerin İsrail’den çıktığına dikkat çekerek, “Zaten binlerce kişinin ülkeyi terk ettiği bir ortamda, 300 binden fazla yedek askerin piyasadan çekilmesi, iş gücünde ciddi bir daralmaya yol açmıştır. Mevcut iş gücünün maliyeti aşırı yükselmiş, küçük işletmeler devlet desteği de azaldığı için ayakta kalamaz hale gelmiştir. Özellikle teknoloji, inşaat ve hizmet sektörlerinde üretim zincirleri kopmuştur. Sonuç olarak üretim düşmüş, fiyatlar artmış, aileler ve şirketler ağır baskı altına girmiştir. 7 Ekim’den sonra boykot çağrıları çok ciddi karşılık buldu. Boykotlar çoğu zaman sessiz yürütülür ancak finans piyasalarında ve ekonomide etkisi son derece ağırdır. ABD ve Avrupa desteği olmasaydı, İsrail ekonomisi yalnızca ekonomik boykotla bile çökerdi” değerlendirmesini yaptı.
İsrail’deki birçok göstergenin ekonomik çöküşe işaret ettiğine değinen Mikdad, “Bunların başında büyüme hızındaki sert yavaşlama geliyor. Özellikle doğrudan yabancı yatırımlardaki ciddi düşüş, krizin en önemli göstergelerinden biridir. İsrail para birimi şekel değer kaybetmiş, bu kayıp ABD’nin sınırsız desteği sayesinde kısmen dengelenmiştir. Buna rağmen bütçe açığı rekor seviyelere ulaştı. Bunun temel nedeni, savaş sanayisine yapılan devasa harcamalar, silah üretimi ve silah alımlarıdır. Özel sektör, kamu sektörü, teknoloji, turizm ve inşaat başta olmak üzere altyapı ciddi biçimde zayıfladı. Genel tabloya bakıldığında, işgal altındaki ekonomide neredeyse genel bir felç hali söz konusudur” cümlelerini sarf etti.