PMS, nadir hastalıklardan biri ve Türkiye’de yaklaşık 50 çocuk PMS’li. Tedavisi olmayan bu hastalık tıp camiasında bile yeterince bilinmiyor. Bu nedenle aileler karşılaştıkları zorluklarla mücadelede yalnızlar. Gazeteci Ubeyd Baş, 2018 yılında kızı Maya’ya PMS teşhisi konulduktan sonra değişen hayatını ve bir meyve bahçesine ‘taşınmaları’nı Yeni Şafak’a anlattı.
Phelan-McDermid Sendromu (PMS)
4 milyonda bir görülen bir hastalık. İlk kez 1985 yılında bir vakaya rastlandı. Bu hastalıkta kromozomda ortaya çıkan farklılık sebebiyle oturma, yürüme, konuşmada gecikme hatta hiç konuşamama, çocukların öğrenmede desteğe ihtiyaç duyması, orta ve ileri derecede zihinsel gerilik ve otizm belirtileri görülüyor.
Bu sendromdaki çocuklar, fiziksel olarak geniş alın, dolgu yanaklar, uzun kirpikler, etli eller ve ayaklara sahip olabiliyor.
Ubeyd Baş, kızı doğduktan hemen 4 gün sonra rutin kontroller için hekime gitti. Hekim beslenme, gelişim geriliği ve yüzündeki atipik formdan şüphelenerek kromozom testi yaptırmalarını istedi.
Baş, “Kızımıza bir anormallik konduramadığımızdan içten içe doktora kızmıştık ama testi yaptırdık. Gelen test sonucunda 2’nci kromozomda silinme tespit edildiği yazılıydı. FISH analizi yaptık. Sonuç yeterli olmayınca Array testi yapıldı. 22’nci kromozomun q13 bölgesinde yaklaşık 50 geni içeren 7,6 Mb büyüklüğünde bir silinme vardı ve bu Phelan-McDermid Sendromu’yla (PMS) örtüşüyordu” dedi.
Bu haber ailenin hayatını tamamen değiştirecekti. Ubeyd Baş ve eşi iş bölümü yapmaya karar verdi: “Ben özel olarak Maya diğer çocuğumuz Zana ve evin rutin işleriyle ilgilenmeye başladım. İş hayatından çekildim. Sinema dalında yüksek lisans eğitimim tez aşamasına gelmişti, bırakmak zorunda kaldım.”
Baş, yaşadığı Batman’ın hemen dışında bir tarla alıp içini meyve ağaçlarıyla donattı. Artık Maya ile birlikte zamanlarının önemli bir bölümünü burada geçiriyorlar.
Baş, Maya’yı şu şekilde anlatıyor: “Adımları çok sağlıklı olmasa da yürüyebiliyor. Düşme riski nedeniyle sıkça elinden tutmamız gerekiyor. Beslenme konusunda otistik belirtilerini azaltmak için 4 yıldır otizm diyeti ile besliyoruz. Maya’nın sesini her an duyuyoruz, ‘babıldama’ denen bir formda devamlı bir şeyler söyleyip duygularını bize hissettiriyor. Bazen çocuklar neden konuşmadığını sorduğunda, şakayla karışık Latince konuşuyor diyorum. Bir gün Maya’nın bana baba diyebilmesinin hayalini kuruyordum sonra vazgeçtim. Çünkü artık biliyorum ki kendi dilinde her an bana baba diyor ve sevdiğini babıldıyor.”
“Maya bizi müzikal bir hayata taşıdı. Otururken, yürürken, gezerken onu sakinleştirip, yönlendirebilmek için ‘uydurduğumuz’ çocuk şarkılarıyla iletişim kurmaya başladık. Sokakta bize acıyan bakışlar bir süre sonra tebessüme, gülümsemeye ve imrenmeye dönüştü. Mucizevi bir ‘melek’miş Maya.” ABD’de bu hastalıkla ilgili kurulan bir vakfın Türkiye temsilciliğini üstlenen Baş, ülkemizde PMS hastaları olan 40 aile ile iletişime geçerek birbirlerine rehberlik ettiklerini söyledi.