Enflasyonla mücadele için sürdürülen dezenflasyon programının işe yarayıp yaramadığı konusu sıkça gündeme geliyor. Bir kesim restoranların doluluğu ve alışveriş merkezlerindeki kalabalıklar gibi subjektif gözlemler üzerinden toplam talepte yavaşlama olmadığı yorumları yaparken Merkez Bankası da yaptığı teknik çalışmalarda iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini ifade ediyor. Son olarak bu konu Merkez Bankası’nın yılın ilk Enflasyon Raporu toplantısında gündeme gelmiş ve oldukça tartışılmıştı.
Enflasyonla mücadele için sürdürülen dezenflasyon programının işe yarayıp yaramadığı konusu sıkça gündeme geliyor. Bir kesim restoranların doluluğu ve alışveriş merkezlerindeki kalabalıklar gibi subjektif gözlemler üzerinden toplam talepte yavaşlama olmadığı yorumları yaparken Merkez Bankası da yaptığı teknik çalışmalarda iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini ifade ediyor. Son olarak bu konu Merkez Bankası’nın yılın ilk Enflasyon Raporu toplantısında gündeme gelmiş ve oldukça tartışılmıştı.
Elbette farklı gelir gruplarının tüketim alışkanlıkların izlenmesi ve bunların subjektif gözlemlere yansıması algısal olarak önemli. Ancak devam eden teknik bir programının çıktılarını da teknik olarak değerlendirmek gerektiğini unutmayalım. Bu bakımdan Merkez Bankası’nın blog sayfasında hafta içinde yayınlanan “Parasal sıkılaşma ve gelir düzeyine göre tüketim harcamaları” başlıklı çalışmayı incelemekte fayda var.
Merkez Bankası’ndan Altan Aldan, Barbaros Eriş ve Alper Yıldırım’ın çalışmasının çıktılarına göre; parasal sıkılaşmayla birlikte tüketim harcamaları tüm gelir gruplarında yavaşlıyor. Çalışmanın bulguları bu hali ile genel algının aksine sonuçlara işaret ediyor. Mesela en belirgin yavaşlama yüksek gelir grubunda. Oysa toplumdaki genel algı “zenginler harcamaya devam ediyor” şeklinde. Bu örnek bile algısal taraf yerine neden teknik çalışmalara odaklanılması gerektiğini açıkça gösteriyor.
Çalışmanın detaylarına hızlıca göz gezdirelim. Parasal sıkılaşma başlamadan önce perakende cirolarındaki yıllık değişim yüksek gelir grubunda %117 iken sıkılaşma sonrasında %51’e gerilemiş. Orta gelir grubunda ise sıkılaşma öncesi yıllık %60 artan tüketim talebi sıkılaşma sonrası %45’e düşmüş. Düşük gelir grubundaki tüketim talebi artışı ise sıkılaşma öncesi %82 iken sıkılaşma sonrası %59 olmuş. Gördüğünüz üzere perakende ciroları üzerinden yapılan analizde yüksek gelir grubunun tüketim talebi diğer gelir gruplarına görece olarak çok daha ciddi bir şekilde gerilemiş.
Benzeri bir gerileme perakende satış hacimlerinde de gözlemleniyor. Söz konusu çalışmanın çıktılarına göre; perakende satış hacimlerindeki yıllık değişime bakıldığında yüksek gelir grubunun tüketim talebi sıkılaşma öncesi %60 iken sıkılaşma sonrası %16’ya düşmüş. Orta gelir grubunda ise %29’dan %8’e gerileme var. Düşük gelir grubunda bu hareket %20’den %12’ye düşüş şeklinde olmuş. Yani her iki farklı analizde de yüksek gelir grubunun tüketim talebi çok belirgin bir şekilde yavaşlıyor. Hatta orta ve düşük gelir grubunun talep yavaşlamasından çok daha ciddi bir oranda düşüş var. Oysa toplumdaki genel algı tüketiminin yavaşlamadığı hatta yüksek gelir grubundakilerin harcamalarını artırdığı yönünde. Dolayısıyla söylentiler ve subjektif değerlendirmeler yerine teknik çalışmalara odaklanmalıyız. Değilse analizlerimizde ve yorumlarımızda ciddi hatalar yaparız.
Merkez Bankası’nın iç talepteki yavaşlama bulgularını destekleyen başka bir veri de AVM Ciro Endeksi. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre %35,9 oranında artış göstermiş. Ancak aynı dönemde yıllık enflasyon %42,12. Yani AVM ciroları enflasyonun altında artmış. Bu da tüketimdeki yavaşlamaya ilişkin Merkez Bankası’nın son çalışmasındaki bulgularla örtüşen bir sonuç olarak not edilmeli.