Egzama, yazın sıcak ve terlemeyle, kışın ise soğuk hava ve kurulukla alevlenerek her yaştan kişinin yaşam kalitesini etkileyebiliyor.
Egzaman şikayetleri son yıllarda çevresel faktörler ve değişen yaşam alışkanlıklarının yanı sıra artan farkındalık etkisiyle çocuklarda ve yetişkinlerde daha sık gündeme geliyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, egzamanın basit bir cilt kuruluğu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek uyardı.
Egzamanın kuruluk, kaşıntı, kızarıklık, pullanma ve çatlamayla seyreden kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olduğunu belirten Güneş, “Atopik dermatit özellikle çocukluk çağında sık görülen, alerjik yatkınlıkla ilişkili önemli bir egzama türüdür. Kaşıntı uyku düzenini bozabilir, çocuklarda huzursuzluğa, erişkinlerde ise yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açabilir” dedi. Ailede astım, alerjik rinit veya egzama bulunmasının riski artırabileceğini ancak her egzamanın alerji kaynaklı olmadığını vurgulayan Güneş, çocuklarda hekim değerlendirmesi olmadan gıda kısıtlamasına gidilmemesi gerektiğini söyledi. Hastalığın temelinde cilt bariyerinin bozulmasının önemli rol oynadığına dikkat çeken Güneş, “Bariyer zayıfladığında cilt kolay kurur, hassaslaşır. Sık el yıkama, yoğun dezenfektan kullanımı, parfümlü sabunlar, deterjanlar, kokulu kozmetikler ve uzun süre sıcak suyla duş almak da bariyeri zayıflatabilir” ifadelerini kullandı.
Mevsimlerin egzama üzerinde farklı etkileri bulunduğunu söyleyen Güneş, “Soğuk ve kuru hava kadar aşırı sıcak ve terleme de şikayetleri artırabilir. Hava kirliliği, mevsim geçişleri, polenler, ev tozu ve sentetik kumaşlar da atakları tetikleyebilir” bilgisini verdi.
Egzama tedavisinin temelinin cilt bariyerini güçlendirmek olduğunu belirten Güneş, “Nemlendiriciler yalnızca şikayet olduğunda değil, cilt sakin dönemdeyken de kullanılmalıdır. Duş kısa tutulmalı, çok sıcak sudan kaçınılmalı ve duş sonrası ilk birkaç dakika içinde nemlendirici uygulanmalıdır” diye konuştu.