İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin Kudüs ve Batı Şeria’yı ilhak projesi kapsamında Filistinlilere yönelik baskıları zirveye çıkarken Filistinliler Kudüs’ün yüzde 13’üne sıkıştı. İşgal devleti, Filistinlilere sosyal, ekonomik, dini ve bürokratik alanlarda baskılarını artırarak göçe zorlamaya çalışıyor.
İşgal altındaki Kudüs’te Filistinlilere yönelik baskı her geçen gün artıyor. İsrail’in, şehirde yalnızca demografik yapıyı değil tarihî ve kültürel kimliği de dönüştürmeye dönük politikaları hız kesmiyor. Ev yıkımları, inşaat ruhsatlarının engellenmesi, Arapça tabelaların kaldırılması, yeni yerleşim projeleri ve Mescid-i Aksa çevresindeki kazılar, Kudüs’teki ihlalleri gözler önüne seriyor. Kudüs’te Filistinlilerin inşaat ruhsatı alması neredeyse imkansız hale gelirken, son 10 yılda yapılan 19 bin 620 ruhsat başvurusunun yalnız yüzde 1’i onaylandı. Buna karşılık 7 Ekim 2023’ten bu yana Kudüs’te İsraillilere 29 bin yeni yerleşim konutu için resmi plan onayı verildi. Kentteki duruma ilişkin Yeni Şafak’a bilgi veren Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi Fahri Ebu Diyab, Kudüs’e daha fazla Yahudi yerleşimci getirerek Filistinlileri nüfus olarak azınlığa düşürmenin amaçlandığını vurguladı. Ebu Diyab “Filistinliler bugün Kudüs topraklarının yalnızca yüzde 13’ünde yaşayabiliyor” dedi.
Kudüs’teki işgal politikasını dünyaya anlattığı ve uluslararası kamuoyunu bilgilendirdiği için cezalandırıldığını ifade eden Ebu Diyab, evinin 2 kez yıkıldığını ve tüm yıkım masraflarının kendisine ödetildiğini söyledi. İlk kez 2020 yılında evinin bir bölümü ve yaptırdığı küçük çeşmenin “ruhsatsız yapı” gerekçesiyle yıkıldığı bilgisini veren Ebu Diyab’ın tekrar yaptığı evi 14 Şubat 2024’te aynı gerekçeyle yine yıkıldı. Ebu Diyab, “Buldozerlerin, polislerin ve yıkımda görevli personelin masraflarını bana ödettiler. 16 bin dolar ödeme yapmak zorunda bırakıldım. Polislerin yediği yemek ücretini bile bana fatura ettiler” diye konuştu.
Sadece geçen yıl Kudüslülerin “kaçak yapı” gerekçesiyle kesilen para cezaları kapsamında 62 milyon dolar ödemeye zorlandığı bilgisini veren Ebu Diyab, kendisine yönelik baskıların da sürdüğünü söyledi. Ebu Diyab, “Türkiye’de bulunduğum sırada İsrailli işgalciler yeniden arazime gelip konteyner ve kalan bölümler için yeni bir yıkım emri bırakmış. Ya ben kendim yıkacağım ya da birkaç gün içinde gelip onlar yıkacak. Bu artık kişisel bir cezalandırma ve yıldırma politikasına dönüştü” ifadelerini kullandı.
İsrail hükümetinin kenti Yahudileştirmek için yoğun faaliyetler yürüttüğünü belirten Ebu Diyab, “Evim Mescid-i Aksa’nın 300 metre güneyinde. Buradaki İslami varlığı ortadan kaldırmak istiyorlar. Bu nedenle yalnızca evleri değil, burada yaşayan insanları da hedef alıyorlar. Uluslararası hukuka göre işgal yönetiminin Filistinlileri evlerinden çıkarma veya mülklerini yıkma hakkı bulunmuyor. Biz direnmeye devam edeceğiz. Çünkü bu toprakların gerçek sahipleri biziz. İşgalciler ne yaparsa yapsın, toprağımızdan ve köklerimizden vazgeçmeyeceğiz”
