Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) işgalci İsrail vatandaşlarının arazi ve gayrimenkul alımlarındaki hızlı artış Rum kamuoyunda tartışmalara neden oldu.
Kathimerini gazetesi İsraillilerin adadaki varlığının artık yalnızca ekonomik yatırımlarla açıklanamayacağı yönündeki endişelere dikkat çekti. İsrail’in Güney Kıbrıs’ta izlediği yerleşim stratejisinin Filistin topraklarında işgalin genişletilmesi için uygulanan Siyonist stratejiye benzemesi dikkatten kaçmadı. Gazetenin araştırmasında, İsraillilerin özellikle Larnaka, Limasol ve Baf’ta önde gelen yabancı gayrimenkul alıcıları arasında yer aldığı belirtilirken, İsrailli ve Yahudi topluluğunun ihtiyaçlarına yönelik okullar, ibadethaneler, işletmeler ve diğer altyapıların ortaya çıkmasının “yerleşim ve daha kalıcı bir varlık” tartışmasını beraberinde getirdiği vurgulandı. Rum tarafındaki tartışmanın merkezinde İsrailli kişi ve şirketlerin gerçekleştirdiği arazi ve gayrimenkul alımları yer aldı. İsrail kaynaklı yatırımların belirli bölgelerde yoğunlaşması üzerine “Ne kadar toprak el değiştiriyor?” ve “Hangi kritik bölgeler satılıyor?” sorularının gündeme geldiği belirtildi.
İsrailli yatırımcıların yüksek alım gücüyle gerçekleştirdiği konut ve arazi alımlarının, Güney Kıbrıs’taki konut piyasası üzerindeki baskıyı artırdığı yönündeki endişeler de dile getirildi. Kathimerini’nin gündeme taşıdığı tartışmada, İsraillilerin Larnaka, Limasol ve Baf’ta önemli yabancı alıcı gruplarından biri haline geldiği kaydedildi. Araştırmada, Yahudi topluluğunun ihtiyaçlarına yönelik okullar, ibadet yerleri, işletmelerin açılması ve çeşitli altyapıların kurulmasının, İsrailli varlığının artık yalnızca yatırım veya turizm amacıyla açıklanamayacağı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdiği kaydedildi. Mevcut durumun İsrail ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişkilerin toplumdaki kabulünün de zarar görebileceği uyarısı yapıldı.