FDA, kontrol edilemeyen gündüz uyku ataklarında rol oynayan oreksin sistemini doğrudan hedefleyen ilk ilaca onay verdi. Tip 1 narkolepsi için geliştirilen yeni tedavinin, yalnızca bir uyku bozukluğu ilacı olmanın ötesine geçerek DEHB, depresyon ve bağımlılık gibi farklı alanlarda da etkili olup olamayacağı araştırılıyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), tip 1 narkolepside gün içinde karşı konulamayan uyku atakları yaşayan hastalarda beynin doğal uyanıklık sistemini doğrudan harekete geçiren ilk ilaca onay verdi. Uzmanların etkisini “beynin ışık düğmesine basılması”na benzettiği yeni tedavi, yalnızca bir uyku bozukluğu ilacından daha fazlasının habercisi olabilir. Gelişmeyi heyecan verici kılan ise oreksin sisteminin yalnızca uyanıklıkta değil, dikkat, motivasyon ve beynin ödül mekaniz-malarında da rol oynaması. Bu nedenle oreksin sistemini hedefleyen ilaçların gelecekte farklı hastalıklarda da kullanılıp kullanılamayacağı araştırılıyor.
Tip 1 narkolepside beynin uyanıklığı sürdürmesini sağlayan oreksin sisteminin yeterince çalışmadığını belirten İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sena Aksoy, hastalığın yalnızca “çok uyumak” anlamına gelmediğini söyledi. Aksoy, “Sonuçta kişi yalnızca ‘çok uykulu’ hâle gelmez. Uyku ile uyanıklık arasındaki sınırlar da kararsızlaşabilir. Gün içerisinde karşı konulamayan uyku atakları ortaya çıkabilir. Ayrıca gülme, heyecan veya şaşırma gibi duygularla ani kas tonusu kaybı, yani katapleksi görülebilir” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar kullanılan tedavilerin daha çok gündüz aşırı uykululuğunu azaltmaya ve katapleksi gibi belirtileri kontrol etmeye odaklandığını anlatan Aksoy, yeni ilacın farklı olarak hastalığın temelindeki oreksin sistemini doğrudan hedeflediğini söyledi. Aksoy, “Bu yeni yaklaşımı ‘daha güçlü bir kahve’ veya sadece yeni bir uyanıklık ilacı olarak görmek doğru değil. Amaç, hastalık nedeniyle yeterince çalışmayan doğal uyanıklık sistemini desteklemek” diye konuştu. Aksoy, tedavinin amacının sağlıklı kişileri normalden fazla uyanık tutmak değil, hastalık nedeniyle bozulan doğal uyanıklık sistemini desteklemek olduğunu kaydetti.