Bir meyve, bir dilim ekmek ya da bir tabak pilav… Son dönemde sosyal medyada bu yiyeceklerin ardından kan şekerinde görülen her yükseliş, kaçınılması gereken bir durum gibi gösteriliyor.
Sirke içmek, karbonhidratı en sona bırakmak, meyveyi yoğurt veya kuruyemişle eşleştirmek, hatta sağlıklı kişilerin bile sürekli glikoz cihazlarıyla kan şekerini takip etmesi öneriliyor. Ancak Diyetisyen Hümeyra Mutlu, sağlıklı metabolizmanın “dümdüz bir glikoz çizgisi” anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.
Karbonhidrat tüketildiğinde glikozun kana geçtiğini, pankreasın insülin salgıladığını ve kan şekerinin bir süre sonra yeniden normal düzeye döndüğünü anlatan Mutlu, bunun vücudun doğal çalışma biçimi olduğunu söyledi. Sağlıklı kişilerde yemeklerden sonra kan şekerinin zaman zaman 140 mg/dL’nin üzerine çıkabildiğini belirten Mutlu, “Tek bir öğünden sonra grafikte oluşan yükselişi görüp ‘metabolizmam bozuldu’ sonucuna varmak doğru değil. Önemli olanın yükselişin ne kadar sürdüğü” dedi. Sosyal medyada popülerleşen yöntemlerin tamamının bilim dışı olmadığının altını çizen Mutlu, şu uyarıyı yaptı:
“Sirke bazı çalışmalarda yemek sonrası kan şekeri yükselişini azaltabiliyor. Sebze ve proteini karbonhidrattan önce tüketmek de glikozun daha yavaş yükselmesine yardımcı olabilir. Ancak bu sonuçlar, sağlıklı herkesin her öğünde aynı yöntemleri uygulaması gerektiği anlamına gelmiyor.”
Meyve konusunda da gereksiz bir korku oluştuğuna dikkat çeken Mutlu, “Meyvenin yanına yoğurt, kefir veya birkaç kuruyemiş eklemek tokluğu uzatabilir ve kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlayabilir. Ancak buradan ‘meyve tek başına yenirse zararlıdır’ sonucu çıkmaz” ifadelerini kullandı. “Kan şekeri farkındalığının korkuya dönüşmemesi gerekiyor” diyen Mutlu, odağın yeterli lif ve protein, sebze-meyve çeşitliliği, düzenli hareket ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları olması gerektiğini belirtti.